Dijital Dönüşüm Tsunamisi

Paylaş:

21 yy da dünyanın dijitale evrileceğini biliyorduk. Tüm göstergeler buna işaret ediyordu. Hazırlıklarımızı yapmaya, tedbirlerimizi almaya başlamıştık. Yalnız bu kadar sert bir kırılma sonucu evrilmenin beş kat daha hızlı gerçekleşeceğini, dalga dalga bizi yutacağını, bazılarımızı yok edeceğini ve bunun da şiddetle olacağını tahmin edemezdik.

Dünyada olağanüstü şeyler oluyor. Kanadalı yazar Marshall McLuhan’ın dünyamız için ilk kez kullandığı ve ortaya attığı “Global Köy” kavramını hiç bu kadar yakından ve derinden hissetmemiştik. Sıralı depremlerden, küresel yangınlardan, salgın hastalıklardan dünyanın neresinde olursa olsun hemen dibimizdeymiş gibi etkileniyoruz. Bu olağanüstü durumlar dijital çağın getirdiği bir fonksiyon olan mesafesizlik durumunun da etkisiyle global köyümüzün bütün hücrelerine nüfus ediyor.

Dünyamız çok garip süreçler yaşıyor. Yüz yıllardır görülmeyen olaylar peş peşe yaşanıyor. Durum bilgim kurgu filmlerini aratmıyor. Özellikle kovid-19 salgını her şeyi alt üst etti. Ekonomi derinden yara aldı ve almaya devam ediyor. Sosyal yaşam durma noktasına geldi. Devletler, savaş dönemlerinde dahi almadıkları önlemler almak zorunda kaldı. Sınırlar kapatıldı. İnsanları eve hapsettiler. Tüm dünyaya belirsizliğin getirdiği korku ve endişe hakim oldu. Peki tüm bunlar neden oldu ve neden oluyor? Tüm sorunların temelini ekonomi oluşturmakta. Depremlerin, yangınların hatta iklim değişikliğinin ve tabii ki salgın hastalıkların. Durumu size şöyle izah edeyim.

Bundan yüz yıl önce dünyada sistematik bir devrim yaşandı. Bu devrimi gerekli kılan ekonomiydi. İmparatorluklar ortadan kaldırıldı. Ulus devletler gün yüzüne çıktı. Daha doğrusu çıkartıldı. Şirketler devletleri yönetir hale getirildi. Küresel sermaye tüm dünyaya hükmetmeye başladı. Bu istenilen ve planlanarak hata geçirilmiş bir sistemdi. İnsanlar için bu sistemin hayata geçişinin ağır bedelleri oldu. İmparatorluklar yıkılırken çok gürültü çıkarttı. Savaşlar, isyanlar, milyonlarca ölü, harabeye dönmüş şehirler, siyasi karmaşa vb. Şimdi de yüz yıl önce yaşananın aynısını tecrübe ediyoruz. 21 yy “Dijital Çağ” zamanı. Bu devrimin yani geçişin o kadar hızlı olmasını istediler ki, bugün bunları yaşıyoruz. Yavaş ilerleyen dönüşüme el atmak istediler ve süreci sert ve acımasız bir şekilde hızlandırdılar. Örnekler ile gidersek tablo daha görünür hale gelecek. En güncel olandan örneklendirerek devam edelim.
Kovid-19 yani halk arasında bilinen ismiyle corona virüsü, real parayı ortadan kaldırmak için iyi bir neden. Virüsün real paralar üzerinde günlerce kaldığını ve hastalığı hızlandırdığı kanıtlandı. Paralar, bankalar aracılığı ile gözetim altında tutulup gerekli ilaçlama işlemleri yapıldıktan sonra piyasaya sürülüyor. Yani mesaj şu; “Real paralar artık sizin için güvenli değil. Sanal paraya veya yeni trend kripto para kullanmaya başlayın. Ya bunları kullanırsınız ya da ölürsünüz.” Bir diğer unsur sağlık için kullanacağımız biometrik çipler. Hastalığın tespiti için günde elle veya başkası tarafından manuel şekilde yapılan testler yavaş yapılıyor. Test kitlerinin üretimi dağıtımı ve uygulanması zaman alıyor. Hastalığın yayılım ve öldürme süresi da belli olduğu için hız çok önemli. Biometrik çipler için zemin hazırlandı bile. Yani deniliyor ki; “Bu çipleri vücudunuza takmak için bize gönül rızanız ile izin verin, her şey daha hızlı olsun. Hastalığınız varsa hemen tespit edelim ve tedavi sürecine başlayalım. Bu sayede hayatta kalın. Dijital dönüşümün en büyük avantajı temassız sorunsuz ve güvenli. Bunun yanında da sağlığınızı kontrol ederken, nereye gittiğinizi ne yaptığınızı ne yediğinizi ne içtiğinizi hatta ne düşündüğünüzü de bileceğiz. Bu hizmetin bedeli de bu. Bu bilgileri daha sonra ticari olarak kullanabiliriz. Ama bunlar önemsiz. Önemli olan hayatta kalmak değil mi?”

Bir diğer örnek hastalığın belli yaş üzerini etkiliyor olması. Yani eski kültürü bize aktaracak olan, yanlış ilerlediğimizde bizi telkin edecek kitle bilinçli bir şekilde yok ediliyor. Dünyada hastalıktan dolayı mortalite (ölüm oranı) rakamlarına bakacak olursak bunu çok net görebiliriz. Hatta dünya liderleri bunu açıkça konuşmalarında beyan ediyor. Bu durumdan alacağımız mesaj şu, yani diyorlar ki; “Eski çağı hatırlatacak ve yavaşlatacak ne varsa yok ediyoruz. Bu mecburidir. Bir an bile duraklamaya tahammülümüz yok. Onun için eskilerin seslerini sonsuza kadar kesiyor. Bunun yanında zayıf ve hastalıklı olan insan kitlelerini de bu hastalık vesilesi ile temizliyoruz. Yeni çağ akıl ve bilim çağı. Zayıflara yer yok.”

Dijital dönüşümü tetikleyecek ve bunun için tasarlanan yüzlerce plan, program ve hizmet var. Robotlar artık bir parçamız. Tüm alışkanlıklarımız değişti, değişiyor. Nesiller arası zaman farkı ortadan kalktı. İşe yaramayan insanlar ordu meydana geldi, geliyor. Buna benzer birçok durumu sıralayabiliriz. Sonuç olarak yeni çağ bir tsunami gibi dalga dalga geliyor, geldi. Onlarca metreyi bulan dev dalgalar altında dönüşüme zorlanan insanlar acı çekerek eviriliyor. Temassız alışveriş, online eğitim, telekonferans toplantı, uzaktan çalışma, biometrik çip, kripto para, e ticaret, sanal gerçeklik, nesnelerin interneti, 5G, endüstri 4.0 – 5.0, kodlama, otomasyon, yapay zeka, robotlar, kuantum bilgisayar vb gibi kavramları hayatımızda daha sık duyar olacağız. Buna alışsanız iyi dersiniz. Çünkü yeni oyun kuruldu ve oyunun kuralları çok sert. Ya oynayacaksınız ya da oyundan çıkarılacaksınız. Bu da yok olmanız anlamına geliyor.

Paylaş:
error: Content is protected !!